Kelime Bilgisi

İngilizce İdiomlar: Günlük Hayatta En Çok Kullanılan 40 Deyim

15 dk okuma 20 Şubat 2026

İdiomlar (deyimler), kelimelerin sözlük anlamlarından farklı bir anlam taşıyan kalıplaşmış ifadelerdir. İngilizce'de yüzlerce idiom bulunur ve bunları bilmek, doğal ve akıcı İngilizce konuşmanın anahtarlarından biridir. Bu yazıda günlük hayatta en sık kullanılan 40 İngilizce idiomu Türkçe karşılıklarıyla öğreneceksiniz.

Duygular ve Ruh Hali ile İlgili İdiomlar

  • 1. Over the moon – Çok mutlu, ayakları yere basmamak
    She was over the moon when she got the job. – İşi aldığında ayakları yere basmıyordu.
  • 2. Under the weather – Hasta, keyifsiz
    I'm feeling a bit under the weather today. – Bugün biraz keyifsizim.
  • 3. On cloud nine – Çok mutlu, bulutların üstünde
    He's been on cloud nine since he proposed. – Evlenme teklifi yaptığından beri çok mutlu.
  • 4. Hit the roof – Çok kızmak, çılgına dönmek
    My dad hit the roof when he saw my grades. – Babam notlarımı görünce çılgına döndü.
  • 5. Break someone's heart – Kalbini kırmak
    She broke his heart when she left. – Gittiğinde onun kalbini kırdı.

İş ve Başarı ile İlgili İdiomlar

  • 6. Piece of cake – Çok kolay iş, çocuk oyuncağı
    The exam was a piece of cake. – Sınav çocuk oyuncağıydı.
  • 7. Hit the nail on the head – Tam isabetli konuşmak
    You hit the nail on the head with that comment. – O yorumunla tam isabetli konuştun.
  • 8. Back to the drawing board – Başa dönmek, sıfırdan başlamak
    The plan failed, so it's back to the drawing board. – Plan başarısız oldu, sıfırdan başlıyoruz.
  • 9. Burn the midnight oil – Gece geç saatlere kadar çalışmak
    She's been burning the midnight oil to finish the project. – Projeyi bitirmek için gece yarılarına kadar çalışıyor.
  • 10. The ball is in your court – Sıra sende, karar sende
    I've done my part, the ball is in your court. – Ben üzerime düşeni yaptım, sıra sende.

Para ve Harcama ile İlgili İdiomlar

  • 11. Cost an arm and a leg – Çok pahalı olmak
    That car cost an arm and a leg. – O araba çok pahalıya mal oldu.
  • 12. Break the bank – Çok pahalı, bütçeyi aşmak
    Let's find a restaurant that won't break the bank. – Bütçemizi aşmayacak bir restoran bulalım.
  • 13. Save for a rainy day – Zor günler için biriktirmek
    It's important to save for a rainy day. – Zor günler için biriktirmek önemlidir.
  • 14. Pay through the nose – Çok fazla para ödemek
    We paid through the nose for that hotel. – O otel için çok fazla para ödedik.

Zaman ile İlgili İdiomlar

  • 15. Better late than never – Geç olsun güç olmasın
    You finally started exercising? Better late than never! – Sonunda spora başladın mı? Geç olsun güç olmasın!
  • 16. Once in a blue moon – Nadiren, kırk yılda bir
    He visits us once in a blue moon. – Bizi kırk yılda bir ziyaret eder.
  • 17. Call it a day – Bugünlük yeter demek
    It's getting late, let's call it a day. – Geç oluyor, bugünlük yeter diyelim.
  • 18. In the nick of time – Son anda, tam zamanında
    We arrived at the airport in the nick of time. – Havalimanına son anda ulaştık.

İlişkiler ile İlgili İdiomlar

  • 19. See eye to eye – Aynı fikirde olmak, hemfikir olmak
    We don't always see eye to eye. – Her zaman hemfikir olmayız.
  • 20. Get along like a house on fire – Çok iyi anlaşmak
    They got along like a house on fire from the start. – Başından beri çok iyi anlaştılar.
  • 21. Stab someone in the back – Arkadan bıçaklamak, ihanet etmek
    He stabbed his best friend in the back. – En iyi arkadaşını arkadan bıçakladı.
  • 22. Bite the bullet – Gözünü karartmak, cesaretle yapmak
    I decided to bite the bullet and ask for a raise. – Gözümü karartıp zam istemeye karar verdim.

Genel Kullanılan İdiomlar

  • 23. Break the ice – Buzları kırmak, samimiyeti başlatmak
    He told a joke to break the ice. – Buzları kırmak için bir fıkra anlattı.
  • 24. Spill the beans – Sırrı açığa vurmak
    Who spilled the beans about the surprise party? – Sürpriz parti hakkında sırrı kim açığa vurdu?
  • 25. Kill two birds with one stone – Bir taşla iki kuş vurmak
    By studying at the café, I killed two birds with one stone. – Kafede çalışarak bir taşla iki kuş vurdum.
  • 26. Speak of the devil – İyi saatte olsunlar, adı lazım değil
    Speak of the devil, here she comes! – İyi saatte olsunlar, işte geliyor!
  • 27. A blessing in disguise – Kötü görünen ama sonradan iyi olan şey
    Losing that job was a blessing in disguise. – O işi kaybetmek sonradan faydalı oldu.
  • 28. The best of both worlds – Her iki tarafın da avantajlarını almak
    Working from home gives me the best of both worlds. – Evden çalışmak bana her iki dünyanın da en iyisini veriyor.
  • 29. Let the cat out of the bag – Sırrı yanlışlıkla açığa vurmak
    She let the cat out of the bag about the wedding. – Düğünle ilgili sırrı yanlışlıkla açığa vurdu.
  • 30. Miss the boat – Fırsatı kaçırmak
    If you don't apply now, you'll miss the boat. – Şimdi başvurmazsan fırsatı kaçırırsın.

İleri Düzey İdiomlar

  • 31. Barking up the wrong tree – Yanlış kapıyı çalmak
    If you think I did it, you're barking up the wrong tree. – Bunu ben yaptım sanıyorsan yanlış kapıyı çalıyorsun.
  • 32. Burn bridges – Köprüleri yakmak
    Don't burn bridges with your old employer. – Eski işverenle köprüleri yakma.
  • 33. Add fuel to the fire – Ateşe körükle gitmek
    His comments just added fuel to the fire. – Yorumları sadece ateşe körükle gitmek oldu.
  • 34. Actions speak louder than words – Lafla peynir gemisi yürümez
    Stop promising and do it. Actions speak louder than words. – Söz vermeyi bırak ve yap. Lafla peynir gemisi yürümez.
  • 35. The elephant in the room – Herkesin bildiği ama konuşmadığı sorun
    We need to address the elephant in the room. – Herkesin bildiği ama konuşmadığı sorunu ele almalıyız.
  • 36. Steal someone's thunder – Birinin şovunu çalmak
    She stole my thunder by announcing the news first. – Haberi ilk duyurarak şovumu çaldı.
  • 37. When pigs fly – Asla, imkansız
    He'll clean his room when pigs fly. – O odasını asla temizlemez.
  • 38. Cut corners – İşin kolayına kaçmak
    Don't cut corners on safety. – Güvenlik konusunda işin kolayına kaçma.
  • 39. Get cold feet – Son anda korkmak, çekingen olmak
    He got cold feet before the wedding. – Düğünden önce ayakları soğudu.
  • 40. Go the extra mile – Ekstra çaba sarf etmek
    She always goes the extra mile for her students. – Öğrencileri için her zaman ekstra çaba sarf eder.

İdiom Öğrenme İpuçları

  • Konuşmalarda kullanmaya çalışın: Sadece ezberlemek yetmez, aktif olarak kullanın.
  • Film ve dizilerde not alın: Duyduğunuz idiomları not edin ve bağlamını anlayın.
  • Türkçe karşılıklarıyla eşleştirin: Benzer Türkçe deyimlerle bağlantı kurun.
  • Hikaye yazın: Öğrendiğiniz idiomları kullanarak kısa hikayeler yazın.

İdiomları öğrenmek, İngilizce'nizi bir üst seviyeye taşıyacaktır. Günlük konuşmalarda, yazışmalarda ve sınavlarda doğru idiom kullanımı sizi diğer öğrencilerden ayıracaktır.